Bilmukabele Kim Kullanır?
Herkesin dilinde olan, ama çoğu zaman anlamını tam olarak bilmediğimiz bir kelime var: Bilmukabele. Peki, bu kelimeyi kim kullanır, ne zaman kullanır, gerçekten doğru bir zamanda mı söylenir? Hayatımda bir noktaya kadar çok duyduğum ama anlamını sorgulamadığım bu kelimeyi, bir gün derinlemesine düşünmeye başladım. Gözlemlerimi ve birkaç veri ile birlikte, “Bilmukabele kim kullanır?” sorusunun cevabını arayalım.
Bilmukabele: Anlamı Ne?
Türkçede genellikle “Bilmukabele” ifadesi, bir teşekkür karşısında “ben de teşekkür ederim” anlamında kullanılır. Arapçadan geçmiş bir kelime olarak, karşılık vermek, aynı şekilde karşılık sunmak anlamlarına gelir. Genelde, saygılı, nezaketli ve resmi bir dilin parçası olarak gündeme gelir. Örneğin; birine “teşekkür ederim” dediğinizde, o kişi de size “bilmukabele” diyerek aynı nezaketle yanıt verir.
İlk başta kulağa sanki sadece resmi bir dil gibi gelir. Ama, gözlemlerime göre, bilmukabele kelimesi genellikle bir kültürün ya da bir sosyal ortamın şekillendirdiği bir kelime olarak karşımıza çıkıyor. Hadi gelin, biraz daha derinlemesine inceleyelim.
—
Çocukluk Hatıralarım ve Bilmukabele
Ankara’da büyüdüm. Hani, büyük şehirlerin o büyülü atmosferi yoktur, her şey biraz daha sakin ve bilindik gelir. Çocukken annemle pazara giderken, aldığımız taze meyvelerin para karşılığında verildiği anları hatırlıyorum. Esnafla yapılan kısa sohbetler hep aynıydı: “Hayırlı işler, afiyet olsun!” demek, “Bilmukabele, teşekkür ederim!” yanıtını almak, birer saygı duruşu gibiydi. Bu, bir nevi, geleneksel değerlerin sosyal bir ifadesiydi. Çocukken bunun farkında değildim tabii, ama yıllar geçtikçe, bu kelimenin yaşamımda nasıl bir yer tuttuğunu daha iyi anladım.
Peki, bilmukabele sadece bir teşekkür yanıtı mıydı? Belki de öyle değil. Ailemde ve çevremde, bilmukabele genellikle başkalarına saygı gösteren bir dil olarak kullanılırdı. Çok fazla “teşekkür ederim” dediğinizde, çevrenizdeki insanlar, geleneksel olarak size de aynı şekilde cevap verir, bu da toplumun kendisini değerli ve saygıdeğer hissetmesine yardımcı olurdu.
Tabii bu, sadece çocukluk yıllarının masumiyetiyle kalmaz. Bilmukabele kelimesi zamanla, ergenlik dönemine kadar, sadece yaygın bir kelime olmaktan çıkıp, çok daha derin bir anlam kazandı. İnsanların birbirine gösterdiği saygının, aidiyetin ve paylaşımın simgesine dönüştü. Kültürel bir kod haline gelmişti. İşte bu yüzden, bu kelimenin kullanımı bana hep yakın ve değerli geldi.
—
İş Hayatında Bilmukabele
Şimdi gelelim günümüze, yani iş hayatıma. Bu da enteresan bir mesele, çünkü çoğu zaman insanların sosyal hayatlarında kullandıkları dil, iş dünyasında büyük bir değişim gösteriyor. Özellikle genç nesil ve iş dünyasında daha çok duyduğum bir şey var: Bilmukabele, iş hayatında nadiren kullanılıyor.
Herkesin yoğun bir tempoya girdiği, e-posta trafiğinin arttığı ve hızlı bir şekilde işlerin tamamlandığı bir ortamda, bilmukabele gibi nezaket dolu kelimeler neredeyse siliniyor. İnsanlar “teşekkür ederim” diyor, ama karşılık “bilmukabele” olmuyor. Bunun yerine daha hızlı ve iş odaklı bir dil kullanılıyor. Özellikle şirket içi yazışmalar ve telefon görüşmelerinde “teşekkür ederim” veya “iyi çalışmalar” gibi ifadeler daha yaygın, ama geleneksel bir teşekkürün tam karşılığı olan bilmukabele nadiren yer buluyor.
Bu, biraz da iş dünyasının temposundan kaynaklanıyor. Herkes daha hızlı, daha sonuç odaklı bir dil kullanmaya çalışıyor. Ancak, iş dünyasında da daha resmi veya önemli bir toplantıda, özellikle üst düzey yöneticilerle yapılan görüşmelerde bilmukabele ifadesinin kullanıldığını söylemek mümkün. Burada, bir tür sosyal yapıyı korumak, karşılıklı saygıyı göstermek amacıyla bu kelime tercih ediliyor.
—
Bilmukabele ve Kültürel Farklılıklar
Şimdi biraz daha küresel bir bakış açısı ekleyelim. Bilmukabele, yalnızca Türkiye’ye ait bir kavram mı? Tabii ki değil! Benim gözlemlerime göre, farklı kültürlerde de benzer anlamda karşılık veren ifadeler var, ancak bilmukabele kullanımı, özellikle Arap kültüründen gelen bir geleneksel saygı gösterisi olarak Türk toplumunda daha belirgindir.
Mesela, İngilizce’de “You’re welcome” diyerek teşekkür edilen birine karşılık verilse de, bu kelime bilmukabele kadar derin anlam taşımaz. Kültürel olarak, Türkler genellikle daha fazla teşekkür etme eğilimindedirler ve bu, bir tür sosyal bağ kurmanın aracı haline gelir. Japonya’da ise benzer bir karşılık “Dou itashimashite” (どういたしまして) şeklinde ifade edilir. Ama Japonlar, bu kelimeyi söylemeden önce genellikle daha fazla övgüde bulunurlar, çünkü kültürel olarak onurlandırmak çok daha büyük bir anlam taşır.
—
Bilmukabele’nin Günümüzdeki Yeri
Yıllar içinde, bilmukabele gibi kelimeler yerini daha yaygın, daha hızlı ve daha basit karşılıklara bırakmış olabilir. Hızla değişen bir dünyada, bazen bu kelimelere olan ilgi de azalıyor. Ama bu kelimenin kaybolduğunu söylemek, kesinlikle doğru olmaz. Hâlâ, çoğu ailede, eski arkadaşlıklar içinde, iş dünyasında önemli toplantılarda veya toplumun resmi kesimlerinde duyuluyor.
Bir gün, eski dostlarımla bir araya geldiğimizde, birine teşekkür ederken yine “Bilmukabele” dedik. O an, zamanın nasıl geçtiğini ve geleneklerin ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim. Bu basit kelime, aslında bizi birbirimize bağlıyor. Çevremdeki birçok insan, bilmukabele kelimesini unuttuğu için, ona olan değerimi daha da artırdım.
—
Sonuç Olarak…
Bilmukabele, bir dilde yalnızca bir kelime değil, kültürün, saygının ve değerlerin bir yansımasıdır. Kimse, bu kelimenin ne zaman ve nasıl kullanıldığını incelemeden doğru bir sonuç alamaz. Hem iş hayatında hem de sosyal yaşamda, bilmukabele kullanımı kültürel bir duruşu ve geleneksel bir değeri simgeler. Bizim gibi gençler, belki her gün bilmukabele demiyoruz ama o kelimenin içindeki anlamı yaşamaya devam ediyoruz. Saygıyı, nezaketi ve karşılıklı anlayışı bu basit ama güçlü kelimede buluyoruz.